İnsanlığın Ömrü Yedi Bin Sene mi?

6 07 2008

Batıda, galiba özellikle Amerika’da, bilimsel konular hakkında tuhaf inançlara sahip köktenci ve aşırı lâfızcı Hıristiyanlar var. Belki “dünya tepsi şeklinde” demiyorlar, ama diyorlar ki insanlığın ve dünyanın yaşı, bilinen bütün bilimsel olguların aksine, öyle yüz binler, milyonlar, milyarlarla ifade edilemezmiş; yeryüzü ve insanlık sadece beş-altı bin yıldır, en fazla on bin yıldır varmış. Bütün o yüzbinlerce yıllık insan fosilleri ve dünyanın şu anki yaşının 4,5 milyar yıl olduğunu gösteren bütün bilimsel bulgular bilim adamlarının yalan yanlış hesaplamalarına dayanıyormuş. Radyoaktif testler gibi neredeyse bütün bilimsel deneyler yanlış yapılmakta ve yanlış yorumlanmaktaymış. Bütün bu şeyleri söylemelerinin yegâne sebebi ise inandıkları bugünkü muharref Tevrat ve İncil’de insanlığın ve hatta yeryüzünün yaşının 5-6 bin yıl kadar verilmesi! Bazı Yahudi ve Hristiyanlara ait bu inanca İngilizce’de “Young Earth Creationism” deniyor. Türkçesi ”Genç Dünya Yaratılışçılığı” gibi bir şey olsa gerek.

İşte bu tuhaf inanca çok benzer yorumları güzel mi güzel bir İslâmî bilgilendirme sitesinde okuduğum için çok üzüldüm. Üstelik biraz ileride de değineceğim gibi, aslında bu İslâmî sitenin bu yorumunun kaynağı da aynı yer: Muharref Tevrat ve İncil.  Yazının devamını oku »





Azabın Sonluluğuna Dair Başlıca Deliller

28 06 2008

Prof. Dr. Yusuf Şevki Yavuz, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’ne yazdığı “Azap” maddesinde cehennem azabının ebedî olup olmadığına dair farklı görüşleri tartışmıştır. Kendi web sitesine de aldığı bu yazısındaki uzunca bir pasajda, Şevki Yavuz Hoca azabın ebedî olmadığını savunan âlimlerin kullandıkları belli başlı argümanları sıralıyor.

Aşağıda alıntıladığım bu pasajda yer alan argümanlar bence meseleyi genel itibarıyla çok güzel ortaya koyuyorlar. Ancak bunların küçük bir kısmına katılmadığımı veya bunları gerekli bulmadığımı hemen belirteyim. Meselâ naçizane kanaatimce Hûd suresindeki 107′inci ayette bahsedilen “gökler ve yer”in bu dünyanın gökler ve yeri olduğu, ahiretinki olmadığını söyleyen ve bunu cehennemin ebedî olmadığına delil gösteren âlimler yanılmış görünüyorlar. Bu gökler ve yer, ahiretin gökler ve yeri olsa gerektir; ama böyle olması hâlinde de ayetin ebedî bir azaba işaret ettiği hükmü zaten doğrulanmaz.

Prof. Dr. Yavuz’un bu yazıyı yazarken kullandığı bibliyografyaya ihtiyaç duyanlara TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Azap” maddesine, bu yazının oradaki aslına müracaat etmelerini tavsiye edebilirim.

Şimdi buyurun, alıntımızı okuyun. Yazının devamını oku »





Cehennem (Ateş) Azabının Hafifsenemez Oluşu

12 06 2008

Yaygın kanının aksine cehennem azabının İslâm’a göre sonlu olduğuna dair yazdığım ilk yazı “Cehennemdeki inançsızlar sonsuza dek orada mı kalacaklar?” başlığını taşıyordu. O yazıyı en son güncellediğimde, bu konuyu enine boyuna tartışan ve onunla ilgili olarak elde ettiğim bütün verileri içeren tek bir yazı vardı kafamda. Şimdi ise, her şeyi bir tek yazıda bitirmek yerine, fırsat oldukça ve yeri geldikçe cehennem azabının sonluluğu görüşünün değişik yönlerine temas eden farklı yazılar yazmayı amaçlıyorum. Allah’ın adıyla bu yazının asıl konusunu işlemeye şimdi başlayalım.

Öncelikle şunu kesin çizgilerle vurgulamak gerekir ki cehennem azabı büyük bir cezadır, kesinlikle küçümsenemez. Dünyadan kalplerinde küfürle ayrılanlar için bile çok uzun dönemler sonunda oradaki azâbın sona erecek olması, cehennem hakkında insanları uyaran ayetlerin ve sahih hadislerin önemini asla azaltmaz. Allah, yüce kitâbında cezâ yurdu cehennemi ve onun yakıcı ateşini vurgulayarak, kötülük edenleri sık sık uyarır.   Yazının devamını oku »