Cehennemdeki inançsızlar sonsuza dek orada mı kalacaklar?
18 02 200812 Haziran 2008 tarihine ait bir açıklama: Aşağıdaki yazının içinde ve sonunda Martin Lings’den alıntı bir yazı yazacağımdan bahsetmiştim. Sözkonusu alıntıyı artık aynıyla yapmam; çünkü bu yazıyı yazdığımdan beri bu konuyu daha fazla araştırdım ve doğrulayıcı yeni bilgilere ulaştım, o yüzden onları da kullanırım. (Ayrıca sanırım başkasına ait bir fikrî eserden yayıncının veya yazarın izni olmaksızın uzun uzun pasajlar kopyalamak telif haklarına aykırıymış.) Dolayısıyla bu konuyu izah eder mahiyette inşallah birkaç yazı birden gelmekte. Bu yazıların tamamına ”Ahiret” kategorisinin altındaki “Azabın Sonluluğu” kategorisinden ulaşabilirsiniz.
——
İslâm âlimleri ve müslümanlar arasında genelde kabul edilen görüş, bir kısım günahkâr müminler ve kâfirlerin cehenneme girecekleri, ama günahkâr müminler sonradan cezalarını çekip oradan çıkacakları hâlde kâfirlerin orada sonsuza dek azap görmeye devam edecekleri şeklindedir. Herhangi bir Kur’an tercümesi, cehennemde sonsuz azap fikrini destekler mahiyettedir. Geleneksel İslâm âlimlerinin otoritesini kabul etmeyen bazı Kur’ân okurları ise, sadece kâfirlerin değil, cehenneme giren hiç kimsenin oradan hiç çıkamayacağı ve sonsuza dek sürecek bir azâba maruz kalacağını düşünürler.
İbn Kayyim el-Cevziyye gibi bazı âlimlerin de savunduğu bir diğer görüş ise fazla kabul görmemiştir. Bu görüş, cehennem azabının aslında herkes için sonlu olduğu, sonsuza kadar devam edecek olanın sadece cennet ve onun içindeki ilâhî lütuflar olduğudur. İşte bu yazıda da bu son görüşü savunmak ve daha sonra aynı görüşteki Martin Lings’den uzunca bir alıntı yapmak niyetindeyim. Önceden belirteyim ki Martin Lings (Ebû Bekir Sirâceddîn), görüşünü tamamen hem Kur’ân, hem de hadisler temelinde savunur, yani İslâm’ın temel kaynakları dışına çıkması asla söz konusu değildir.
En başta, muhtemel bir soruya cevap vermek boynumuza borçtur. Acaba Kur’an ayetleri cehennemin, en azından bazı kimseler için, sonsuza dek sürecek olduğunu kesin bir şekilde zaten ifade etmiyor mu? Aslında hayır. Kur’an’da “sonsuzluk” diye tercüme edilen iki kelime grubu vardır. Ancak bunların bu şekilde anlaşılması çok doğru bir tavır değildir.
İlk olarak “huld” ve bundan türeyen “hâlid” kelimelerini ele alalım. Bunlar belli bir yerde kalmayı, yaşamayı, bulunmayı ifade ederler öncelikle. Bu yaşama gerçi sonsuza dek sürebileceği gibi pekâlâ sınırlı bir süre de sürebilir. Dolayısıyla bu ifadelerin kesin bir şekilde sonsuzluk diye tercümesi doğru olmaz. Bakmamız gereken diğer bir kelime ise “ebed”dir. Bu kelimenin de ilk anlamları “zaman” ve “uzun zaman”dır, yani o da kesin bir şekilde sonsuzluk olarak anlaşılmamalıdır.
Şöyle bir itiraz gelebilir: Bu kelimelerin aynıları, Kur’andaki cennette kalma süresini ifade eden kelimelerdir aynı zamanda. Bu durumda nasıl olur da cennetin sonsuza dek devam ettiğini, ama cehennem azabının sonlu olduğunu aynı ayetlerden çıkarsayabiliriz? Aşağıda Martin Lings’den yapacağımız alıntı bunu daha açık bir hâle getirecektir, ama ondan önce kendimize ait son sözümüzü söyleyelim.
Kur’ân, cennete ve cehenneme girecek olan kimselerin çok uzun ve kullara kesin olarak ifade edilmemiş bir süre orada kalacaklarını söyler. Ancak Allah’ın rahmeti, bir hadis-i şerifte belirtildiği üzere, gazabına üstün gelmiştir, dolayısıyla cennetteki lütuflar hiç bitmez ve tükenmezken, cehennem azâbı, tamamen Allah’ın sonsuz merhametinin bir eseri olarak, zamanla ve sırayla herkes için sona erdirilecektir.
Bununla beraber cehennem azabı kesinlikle hafifsenebilir ve dikkate alınmayabilir bir azap değildir. O, suçlulara hadlerini çok güzel bildirecek ve onların canını çok ama çok acıtacaktır. Aklı başında herkesin amacı o azâbı hiç tatmadan Allah’ın hoşnutluğuna ve merhametine erişmektir. Ayrıca şu da hatırlansın ki cennete giren herkes orada aynı lütfu görecek değildir. Daha iyi olan kimseler, çok daha güzel bir konumda, çok daha güzel bir hayat yaşayacaklardır cennette. Cehennemden sonradan çıkacak olanlar, cennete daha önce giren ve kendilerinden çok daha iyi kimselerle eşit bir seviyede asla olmayacaklardır, aralarında büyük bir fark olacaktır. Allah daha iyi olanları her zaman daha çok sevecek, onlardan daha hoşnut olacak ve onlara çok daha büyük nimetler bahşedecektir.
Şimdi Ebû Bekir Sirâceddin’den (Martin Lings’den) yapacağım ve meseleyi daha da açıklığa kavuşturacak alıntıya sıra geldi. Buna inşallah daha sonraki bir yazıda yer vereceğiz.
Son Yorumlar